ŞARKİKARAAĞAÇ’IN İLK KÖYLERİ
(Yalvaç Kara-ağaçi’nin karye-mezra yerleşimi)
Hazırlayan: Bekir YALÇINKAYA-Gazeteci Yazar
TK-KKA’nde kayıtlı bulunan Kara-Ağaç ile ilgili bilgiler mufassel defterin 170, 171 ve 172. sayfalarında yer almaktadır. Buna göre H. 1530’da Şarkikaraağaç’ta 480 Hane ve 2430 nüfus bulunmaktadır. Ispartalı Ahi Süleoğlu Ahi Şeyh tarafından kaydedilen ve Şarkikaraağaçlı Hatiboğlu sanıyla anılan Ahi Mehmed’in oğlu Ahi Ahi Mahmud’a verilmiş olan Ahi İcazetnamesi’nin bulunduğu Kasaba Kara-ağaç güçlü bir Âhi teşkilâtının da mekânıdır. Kara Ağaç ile ilgili detaylar bize bu kasabanın önemini bir kere daha gösteriyor.
TK-KKA kayıtları itibariyle Kara-ağaç; 230 Haneli ve 1150 hana nüfuslu bir yerdir. 14956 Hasılı, 9 Mücerredi bulunan nahiyede 20 nimçid, 43 bennak, 14 muaf ve 2 aded de imam bulunmaktadır.
Kara-ağaç’ı en çok hane ve nüfus itibariyle takip eden hane-nüfus yoğunluklu köyler arasında başta Salur olmak üzere Çavundur, Karlu, Çevkid, Sürütme ve Fakihler bulunmaktadır. Köylerin Hane sayısı 2499’dur. Buna ilâveten 38 hane imam, 79 kişi de mücerred vardır. Böylece nüfusu hesapladığımızda durum; 2499x5=12495+140+39=12674’tür. Nahiye’nin nüfusu ise 2430+10 (imam nüfus)+9 (mücerred)=2449’dur. Köyler; 12674 ile Nahiye; 2449’un genel toplamı olan 15123 sayısı bize nefsi Kara-ağaç’taki yaşayan nüfusu vermektedir.
Köylerin yerleşimine ait detaylar ise şöyledir;
Karye-i Ağacık: Yeri hakkında bir fikir yürütmemiz mümkün değildir. Ağacık Nahiye Kara-ağaç’ın köyleri arasında görünmekle birlikte, 438 Numaralı Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri’ndeki 319, 320 ve 321 nolu üç sayfanın üçünde de ismine rastlanılmamıştır.
Karye-i Akçakale: Kasabanın batı istikâmetinde olması ve Yenice ile birleşerek ona Kale ekini vermesi muhtemeldir. Burasından, Tarihçi Zeki Arıkan; “Karye-i Akçakale ve Saraycık. Tımar-ı Pir Cesur bin Bereket. Mezkur karye köhne defterde hâli hayırsız durağı yer olup İshak Paşa Hazretleri Bereket Bey’e, ihya etmek için vermiş ve kimesnenin yazılusu olmayan evlerden gelip oturalar ve avaraz-ı divaniyeden emin olalar deyü mekdup vermiş. Biz dahi ol mekdupla deftere kaydettük deyü sept etmiş” diye bahsettiği Ağcakale veya Akçakale olarak gösterilen yerdir. 1478 yılında 8 neferlik bir nüfusa sahip derbend olup 1522 tarihli tahrirde ise
_______________________________
295-Tuncer Baykara, a.g.e, s. 83-84-86
biraz daha (hane, nefer ve nüfuslu) büyük bir köy iken TK-51’de ise oldukça büyük bir köy durumundadır ve artık derbend özelliği kalmamıştır. TT 30 ve TT 994’te Saraycık ile birlikte yazılan Akçakale (296) 1931 yılında yıkılıp yerine Halkevi yapılan Kara-ağaç Kazası’nın en eski yapısı olan Zekeriya Paşa Mescidi’ne yaklaşık bin metre uzaklıktadır. (297)
Karye-i Armutlu: Bir sipahi ve bir zaviyedarın bulunduğu köy, Pandal (Kızıldağ) ile Anamas arasında, Beyşehir Gölü’ne birkaç kilometre mesafede ve gölün kuzey istikâmetindedir. Ayrıca Nam-ı Diğer Habillu adında 6 hane, 30 nüfus ve 808 hasılası olan bir Armutlu daha vardır. Armutlu, Sürütme’den nüfus almış, Çeltek ile Yeniköy’e nüfus vermiştir.
Karye-i Arslan: Bir Türkmen Bey’den adını alan Arslan kasabanın güney tarafına düşmektedir. Sonradan Doğmuş ekini alınca Arslandoğmuş olarak söylenir olmuştur.
Karye-i Bayad: Arslan gibi kasabanın güney tarafındadır. Bayad, Oğuz Han’ın en büyük oğlu Gün Han oğlu Bayad Han’ın neslindendir ve onkunu (kutsal saydığı) Şahin’in manâsı devletli, nimeti bol demektir. Bayad da diğer boyadları gibi Bayad aşiretlerinin isim verdiği bir karyedir.
Karye-i Belceğiz: Armutlu’nun batısında Anamas dağlarına ait bir boğazda ve Beyşehir gölüne bir kilometrelik mesafededir. 1522’deki diğer isim söyleyişlerinden Bilcüğez (Belcüğez); Küçük bel anlamına gelmektedir. Bergamalı Kadrî’nin 1530’da yazdığı Müyessiretü’l-Ulûm adlı dil bilgisi eserinde bize nakledilen husus itibariyle CUGAz tek kelimelilerde küçültmeyi +CAĞIz ekiyle aynı değerde verdiğinden, bir bel arasında yer alan karyeye ‘küçük bel’ anlamında Belcüğez denilmiştir. Belceğiz kaynakta Bilcüğez olarak geçmektedir. Fakat tarihsiz mufassalda Bilcüğez bu defa Belceğiz olarak kayda alınmıştır.
Karye-i Bey: Pandal’ın doğu eteklerinde yer alan Selendi ile karşı karşıyadır. Zengiler ve Çarık’ın aksine kurulduğu yer düzlüktür. Yıldız-Han oğullarından Beğdili’yi de temsil edebilir. Bey’in, beylikler döneminin bir önder simgesi olarak kullanıldığı daha mantıkîdir.
Karye-i Çaltu, Karye-i orvas, Karye-i Süvar ve Karye-i Ulu-Dinek Nahiye Kara-ağaç’ın güneyinden güney batısına doğru sıralanmış köylerdir.
Karye-i Çaltu: Köyün, özellikle bu bölgede çok sık bulunan ve ‘çal’ adı verilen bir dikenden dolayı Çaltu adını aldığı kanaatındayız. Burada birer zaviye, sipahizade, askeri vazifeli ve öğretmen mevcuttur.
Karye-i Çarık: Çariklu/Çarekli/Çarikli olarak bilinen bu isimler Yörükân Tâifesi’ni temsil etmektedir. Kâşgarlı'da geçen Çarukluğ adlı OĞUZ boyundan inmektedirler. Bugün Anadolu'da Çarıklu adlı beş köy olduğu gibi, Çarıklar şeklinde köyler de bulunmaktadır ve Saray ekini almadan önceki Çarık karyesini de böyle değerlendirebiliriz. Kazanın doğusundaki Akşehir’le kendi arasında yer alan Sultan dağlarına ait bir boğazdadır. Sonradan aldığı Saray eki için, Şarkikaraağaç Tarihi-1’in yazarı Ramazan Tunç; ‘arazi darlığından çevre köylere nazaran iki katlı evlerin tercih edilmesindendir’ dese de bizim kanaatimiz bugün mevcut olmayan Saraycık karyesiyle birleştiği yönündedir. Öyle ki Çarık, içine sadece Saraycık karyesini dahil etmemiş, aynı zamanda Ulu-köy karyesiyle de birleşmiştir. Zira Ulu-köy 1530 Tarihli Hamid Livâsı haritasında, hemen hemen Çarık’ın bulunduğu alanda kurulmuş, -bugün olmayan- bir karye olarak görünmektedir.
Karye-i Çavundur, Karye-i Kürtün, Karye-i Viran, Karye-i Yaka-Eymür, Karye-i Yenice yerleşim yerleri ise kazanın kuzeybatı istikâmetinde yer almışlardır.
Karye-i Çavundur (Çavuldur): Düz ovaların ortalarında yükselen yerler manâsına da gelen Çavundur, Oğuz Han’ın dördüncü oğlu Gök Han oğlu Çavuldur Han’ın neslinden ad almış olup onkunu Akdağ’ın manâsı ‘namuslu ve şerefli, ünü yaygın’ demektir. Karye-i Çavundur’da da bir zaviye şeyhi mevcuttur.
Karye-i Çeltük: Bölgenin Kızıldağ-Anamas arasında ve Salur ile Fakihler’in güneyine düşen en geniş ovalardan birisinin ortasında Çivril denilen mevkiide kurulmuş, daha sonra 500 metre güneye geçerek yeniden yapılanmıştır. 50 dönüm arazisi bulunan karyenin mezraasında da 20 dönüm yer bulunup buradaki arazinin bazılarında o dönemlerde bağ dikilidir. Kurulduğu tarihlerde ovasında çeltik (pirinç) yetiştirildiği için adı Çeltük olarak kayıtlara geçmiştir. Çeltük’te üretilen çeltik (pirinç), aynı zamanda bir tarım medeniyetinin sembolü olarak değerlendirilmelidir. Zira, tohum ekiminden önceki dönemde pirinç tarımı yapılacak olan tarlalarda özel bir toprak hazırlığı yapılır. Buradaki hususiyet, tarlanın çok iyi bir şekilde tesviye edilmesi veya tesviyeli arazilerin seçilmiş olmasıdır ki, bunun bariz emmareleri daha 40-50 yıl öncesine kadar Çeltek tarlalarının hemen hepsinin dört etrafında hendekler kazılıydı.
Bu bir anlamda buralarda çeltik ekilen alanın hazırlanışına işarettir. Çeltük, sonradan Armutlu, Karayaka, Kaşaklu, Belceğiz, Salur, Fakılar, Sürütme ve Beyköy gibi yerlerden nüfus alan bir köy niteliğindedir. Bugünkü adı olan Çeltek ise; “Çoban yamağı, yardımcı, uşak veya
______________________________________________________________________
296-Doç. Dr. Zeki Arıkan, XV. XVI, yy. Hamit Sancağı, Ege Ün. Ed. Fak. Tarih Bölümü, İzmir, 1988, s. 92-93
297-Ramazan Topraklı, Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı, s. 96
koyun, keçi, sığır, manda sürülerini otlatan kimse” manâsını verdiğinden ilk tarihî adı ve anlamında tamamen bir değişiklik söz konusudur.
Karye-i Çökiler: Sürütme Dağı’nın doğu yakasında ve bugünkü Yeniköy’e karşı bir etektedir. Çevrede yakın tarih itibariyle Tilkiler olarak telâffuz edilen köyün halkının civar köylere geçmesiyle Çökiler’in iskân coğrafyasındaki yeri de silinmiştir. Yeniköy ve Çeltek köyüne bütün nüfusunu aktardıktan sonra yerleşim konumunu yitirmiştir.
Karye-i Fakihler: Hem Salur ve Zengiler gibi, fakat bir çok mağarası olan tarihi bir kayaya sahibtir, hem de ismini; ‘İslâm hukukunu ve ilmini bilen, yorumlamada uzman, ıstılahta din bilgini ve fıkıh âlimi Fakîhler’den alan bir karyedir. Bu itibarla adı sonradan Fakılar olarak manâ ve ruhiyatından arındırılıp yoz bir isme çevrilen Fakihler, esasen ilim öğrenen ve öğretenlerin mekânıdır.
Karye-i İğdir: Bu karye, Oğuzhan’ın altıncı ve son oğlu olan Deniz Han oğlu İğdir Han’ın neslinden, onkunu Çakırdoğan (iyilik, yiğitlik ve büyüklük) olan İğdir’i temsil etmektedir.
Karye-i Karkın: Çarık yolu üzerinde, Karkın bağlarının bulunduğu alandadır. Karkın, Oğuz Han’ın üçüncü oğlu Yıldızhanoğlu Karkın Han’ın neslinden, onkunu Akbaba’dır. (Çok ve doyuran aş)
Karye-i Karakurtlu: Defterin 408. sırasındaki Karakurtlu, ismi ve yeri bilinmeyen karyelerden olup 41 hanesi, 205 nüfusu ve 808 hasılası vardır.
Karye-i Karlu: Köyün adı Türkmen-Yörükken taifesinden Karlı-Karlu cemaatinin adındandır.
Karye-i Kürtün: Manâsı yük hayvanlarına vurulan semer, palan veya rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmış kar yığını demektir.
Karye-i Nekid: Bu köyün yer ve manâsı hakkında bilgimiz yoktur.
Karye-i Nevşirvan: Mufassalın 187. sayfa ve 414. sırasındaki Nevşirvan 52 haneli, 260 nüfuslu ve 4400 hasılasıyla önemli bir yerleşim yeri olup aynı zamanda Tımarı Mehmed ve Süleyman ve İbrahim ve Murtaza olan Eğirdir kalelerinden biridir.
Karye-i Köprü: 1530 Haritasında görünen 19 köyden birisi olup Kara-ağaç’ın doğu istikâmetinde ve Bayad ile Arslan’a doğudan komşu bir köydür.
Karye-i Ördekçi: İki muhassılın görevli olduğu köy de muhakkak ki bir Türkmen köyüdür.
Karye-i Tunaşah, Karye-i Kullar, Karye-i İmacık, Karye-i Fakihler, Karye-i Ördekçi ve Karye-i Salur, Kaza-i Kara-ağaç’ın batı istikâmetindeki düz arazilerde kurulan yerleşim birimleridir.
Karye-i Salur: Bu köy de Oğuz Han’ın beşinci oğlu Dağ Han oğlu Salur Han’ın neslinden almış bir boy adıdır. onkunu Uçkuş ‘nereye varsa kılıç ve çomağı iş görür’ manâsındadır. Bir boy adı olan Salur Kara-ağaç’ın en fazla tarlası ve hasılatı olan karyedir.
Karye-i Saraycık: Yeri kaynaklarda verilmeyen Saraycık, Çarık karyesiyle birebir oturum gösteren ve birleştiği Çarık’a Çarıksaray adını kazandıran karyedir.
Karye-i Selendi ve Sollar: Türkmen Yörükleri’nin ilk yerleştikleri yerlerdendir. Pandal Dağı’nın doğuya bakan eteklerinde ve hemen yanı başında düzlükte kurulan Bey karyesiyle de komşudur.
Karye-i Şarvan: Serdan ve Servan olarak da tercüme edilen köye ait geniş bir mezarlık eski Sürütme Dağı ile Karayaka sivrisi arasındaki boğazın Beyşehir gölü tarafında bulunmakta olup burada Şarvan namında bir köy bulunduğu bugün sadece bir hikâyeden ibarettir.
Karye-i Süvar: Suar-Suvar olarak da söylenen ve 8. yüzyıldan önce Sabirler tarafından kurulan bir Dağıstan şehrinin adı oduğu gibi; süvarinin atını kaybetmiş olanı manâsını da vermektedir.
Karye-i Sürütme: Kaynaklarda bazı yerlerde Sertme ve Sürtme olarak tashihen geçen Sürütme, Beyşehir Gölü’nün kuzeybatı yakasındaki bir dağın yüksek eteğinde kurulmuştur.
Karye-i Tunâ-şah: Adını Tunâ (Duna) Şâh’tan alan bir karyedir. Tunç, bununla ilgili; “Bu isim kuvvetle ihtimal Attila örneğinde olduğu gibi onun Ettil, İdil’den adını alması gibi, Tuna nehrinden geçerken Peçenekler’in bu ismi verdiği, Miryakefalon sırasında da taraf değiştirmesinin bir ödülü olarak Çiçekpınar’ın kendisine, Beyköy’ün de kardeşine verildiği, Şekercioğlu’nun tesbitleriyle kesinlik kazanmış olup, Doğan Şah yakıştırmalarına son verilmelidir. Tunâ Şah’ın karlı bir havada Anamas’da beyaz atıyla ve inatla yukarılara ilerlerken atından ters düşüp öldüğü yolunda kareleri tamamlanmamış bir efsane ’Doğan Şah’ adıyla devam etmekte olup kareleri tamamlamak edebiyatçılarımıza (daha ziyade tarihçilerimize olmalı) düşmektedir” (298) şeklinde bir görüş sunmaktadır.
Karye-i Ulu-dinek: Ulu konak manâsındadır.
Karye-i Uşak-Eymür: Oğuz Han’ın beşinci oğlu Dağ Han oğlu Eymür Han’ın neslinden olup onkunu Uçkuş, zenginlerin zengini manâsına uygun bu boya ad verilmiştir.
Karye-i Yağcı: Kızıldağ’ın batı yakasında ve bugünkü Çeltek-Yeniköy yolu üzerinde bulunan Akçeşme’nin üstüne denk gelen yamaçta kurulmuştur. Yağcılar da artık yerinde olmayan ve halkı Çökiler misalinde zamanla Yeniköy, Çeltek ve Armutlu gibi köylere geçmiştir.
Karye-i Yaka-Eymür: Uşak-Eymür ile aynı boy ve manâda olup Kara-ağaç’ta Yaka’dan sonra Eymür ek adını alan ikinci karyedir.
Karye-i Yenice Eş Şehri bi’Kâfir: İsminden de anlaşıldığı gibi nahiyede tek gayr-i müslim köydür.
Karye-i Zengiler: Zengiler, kazanın kuzey doğusunda ve kalesi bulunan bir yerleşim yeridir. Zengiler, malûm kalesiyle bölgedeki tarihi yerlerdendir. Her ne kadar Zengi, değirmen oluğunun altına konulan tek parça ağaç olsa da buradaki ismi Musul Atabegliğinin kurucusu İmadeddin Zengi’ye izafeten kullanılmış olmalı.
Kara-ağaç’ta ve bazı karyelerinde kalelerin de bulunmakta olduğuna bölgeyi araştıran bazı tarihçilerin eserlerinde rastlıyoruz. Isparta tarihi için uzun yıllar mesai harcayan ve aynı zamanda ilin milletvekilliğini yapan Süleyman Sami Böcüzade’nin; “Hamid oğlu Hüseyin Bey’in Sultan I. Murad’a sattığı yerler arasında bulunan bu şehrin kalesi olduğunda şüphe yoktur” dediği Kara-ağaç’taki kale için de Zeki Arıkan; “Karye-i Akçakale ve Karye-i Saraycık
Tımar-ı Pir Cesur bin Bereket. Mezkur karye köhne defterde hali hayırsız durağı yer olup İshak Paşa Hazretleri, Bereket Bey’e ihya etmek için vermiş ve kimesnenin yazılusu olmayan evlerden gelip oturalar deyü mektup vermiş. Biz dahi ol mektubda deftere kaydettik deyü sept etmiş” diye not düşüyor. (299)
Topraklı da; “Saraycık karyesinin yeri 25 binlik haritaya göre, halen Kale camiinin 2 bm kadar kuzeydoğusunda Saray Mezarlığı olarak gösterilen yerdir” şeklinde bir bilgi veriyor. (300)
Yine Zeki Arıkan eserinde; “İshak Paşa’nın imar etmesi için Bereket Bey’e verdiği Akçakale,
1478 yılında 8 neferlik nüfusa sahib bir derbend olup, 1522 tarihli Tapu Tahrirde biraz daha büyük bir köy iken TK-KKA 51 Nolu Mufassal’da ise oldukça büyük bir köy durumundadır ve
__________________
298-R.Tunç, a.g.e, s. 57
299-Zeki Arıkan. A.g.e, s. 8
300-R.Topraklı, a.g.e, s. 96
artık derbend özelliği de kalmamıştır” diyerek bizi ayrıca Akçakale’nin derbendliğinden haberdar ediyor. (301)
Akçakale 1522 yılında; 23 nefer, 22 Hane ve 110 nüfuslu, 51 nolu mufassalda ise 63 hane ve 315 nüfusludur. TT 30 ve TT 994’te Saraycık ile birlikte yazılan Akçakale, (302) 1931 yılında yıkılıp yerine Halkevi yapılan Karaağaç kazasının en eski yapısı olan Zekeriya Paşa Mescidi’ne (303) yaklaşık bin metre uzaklıktadır.
Ramazan Topraklı Miryokefalon Savaşı’nı anlattığı eserinde Karaağaç’taki kaleler için kaynaklar vererek şöyle diyor; “Böcüzade, Karaağaç kazası merkezinde, “Kale mahallesi denilen bir yerde bazı resimli ve yazılı taşlar bulunması ve H.1250/M.1834 tarihine kadar kale kapılarının mevcut olduğunu görenlerin ifadesine göre burada evvelce bir kalenin mevcut olduğu anlaşılmakta ise de halen bu kaleye ait bir kalıntı yoktur. Buna göre, Hamit oğlu Hüseyin Beyin, Sultan I. Murat’a sattığı yerler arasında bulunan bu şehrin kalesi olduğunda şüphe yoktur.” (304) demektedir.
Bu kale, Zeki Arıkan’ın (1988: 8) “Karye-i Akçakale ve Saraycık. Timar-ı Pir Cesur bin Bereket. Mezkûr karye köhne defterde hali hayırsız durağı yer olup İshak Paşa hazretleri Bereket Beye ihya etmek için vermiş ve kimsenin yazılusu olmayan evlerden gelip oturalar ve avarız-ı divaniyeden emin olalar deyü mektup vermiş. Biz dahi ol mektupla deftere kaydettik deyü sept etmiş” (305) diye bahsettiği Ağcakale veya Akçakale olarak gösterilen yerdir. Saraycık karyesinin yeri 25 bin ölçekli haritaya göre, hâlen Kale Camii’nin 2 km kadar kuzeydoğusunda Saray mezarlığı olarak gösterilen yerdir. İshak Paşa’nın imar etmesi için Bereket Bey’e verdiği Akçakale, 1478 yılında 8 neferlik nüfusa sahip bir derbent olup 1522 tarihli tahrirde biraz daha büyük bir köy iken TK 51’de ise oldukça büyük bir köy durumundadır ve artık derbent özelliği kalmamıştır. (Arıkan 1988: 92-93). TT 30 ve TT 994’de Saraycık ile birlikte yazılan Akçakale (Arıkan 1988: 177). 1931 yılında yıkılıp yerine halkevi yapılan Karaağaç kazasının en eski yapısı olan Zekeriya Paşa Mescidi’ne (Köseoğlu 1936: 335) yaklaşık bin metre uzaklıktadır. Hâlen, Karaağaç kazasının merkezinde Asıl Kale, Aşağı Kale, Ulvi Kale gibi mahalle adları mevcut olup Yenice Sivrisi’ne yaklaşık 35 ve Fatlın Ovası’na yaklaşık 30 bm uzaklıkta bulunan Akçakale, büyük bir ihtimalle metruk Miryokefalon İstihkâmı olmalıdır. (306)
Bu bilgilerin ışığında bugüne bakarsak, Şarkikaraağaç’ta; Arak, Armutlu, Arslandoğmuş, Aşağıdinek, Başdeğirmen, Belceğiz, Beyköy, Çaltı, Çarıksaraylar, Çavundur, Çeltek, Çiçekpınar, Fakılar, Gedikli, Göksöğüt, Karayaka, Kıyakdede, Köprü, Muratbağı, Ördekçi, Örenköy, Salur, Sarıkaya, Yakaemir, Yassıbel, Yenicekale, Yeniköy ve Yukarıdinek isimlerinde 28 köy bulunmaktadır. Halbuki 1530’daki kayıtlarda dahi Kara-ağaç’ta 46 yerleşim yeri mevcuttur. Bu itibarla Kara-ağaç’ın sahib olduğu 46 iskân yerindeki Havludan incürü bağçesiyle Yağ-eteği bağçesi sakinleri yakın ve tâbi oldukları karyelere geçerken, hem Kovacık, hem de Kuruca-ibik mezraları da zamanla ait oldukları karyelerle birleşip ortadan kalkmışlardır. Bugünkü mevcut 28 köy içinde görünmeyen Ağacık, Akça-kal’a, Bayad, Çökiler,
İgdir, İmacık, Kaplan, Karkın, Karlu, Kullar, Kürtün, Nekid, Selendi, Sollar, Uşak-Eymür ve Yağcı karyeleri yakın köylere taşınmak suretiyle tarih sahnesinden silinmişlerdir. En yakın tarihte ise Sürütme, Yağcı ve Çökiler genellikle Çeltek ve Yeniköy’e taşınırken, Viran; Örenköy, Lodre; Nudra, Yaka-köy; Karayaka adını almış, Selendi Beyköy’e ve Tuna-şâh’a, Saray ve Ulu Çarık karyelerine intikal etmiştir. Yine bugün orvas (Oğras), Ulu-dinek Aşağıdinek, Yaka-eymür Yakaemir, Yenice Yenicekale, Tuna-şâh önce Donarşa, sonra da Çiçekpınar, Bilcüğez Belceğiz, Zengiler Muratbağı, Nudra Göksöğüt ve Fakihler de Fakılar adlarıyla söylenir olmuştur. Yeniköy ve Gedikli köylerinin isimlerini ne 1522 Tarihli Tahrir’de, ne de 51 nolu mufassal’da görememekteyiz. Zira bu iki köy daha önce de bahsettiğimiz gibi sırasıyla 1898 ve 1946’da çevrelerinden göç alarak kurulan köylerdir.
Zamanla ortadan kalkan köylerden Bayad, Karkın ve İgdir ile bugün mevcut olan Çavundur, Salur, Eymür (Uşak ve Yaka’da ek) isimlerini Oğuz boylarına mensub cemaatlerden alırken, Ulu ve Bey de isimlerini; Hamidoğulları Beyliği’nin istiklâlini ilân ederek bu sancağa adını veren Hamid Bey’in Ulu Bey’liğine izafeten almışlardır.
H. 937 (1530) Tarihli Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu kayıtlarında; bir zaviye şeyhi olan Karye-i Uşak-Eymür, Karye-i Yaka, Karye-i Ömercik, Karye-i İgdir, Karye-i Kovacık gibi yerlerin, yerleştikleri yer hakkında hem genel malûmat verilmez, hem de haritada gösterilmezken, Arak
_____________________________
301-Z. Arıkan, a.g.e, s. 92-93
302-Z. Arıkan, a.g.e, s. 177
303- Ün Isparta Mecmuası, s. 335
304-Ün Isparta Mecmuası, s. 20-21 ve 57
305- Zeki Arıkan, a.g.e, s. 8
306-R.Topraklı, a.g.e, s. 96
köyünün ismine de rastlanmıyor. Arak bir ihtimal Ağacık köyü olabilir. Bu tarih itibariyle -ki Osmanlı’da köylerin ilk kayda alındığı yıl 1487’dir. Kara-ağaç’ta bulunan ve BOA’da 39’la sınırlı köyler içinde bir de ismi tam okunamayan Lodre (Todre) adında bir köy görünmektedir. Bunun bugünkü Nudra olduğuna kaniyiz.
Mezralar; Mezra-i Kaplan ve Mezra-i Kuruca-İbik’tir. Bağçeler ise: Havludan İncürü Bağçesi ve Yağ-Eteği Bağçesi’dir.
Haritadaki görünen 19 köy ise; Zengiler, Ulu, Ömercik, Süvar, Arslan, Bayad, Köprü, Bey, Çaltu, Viran, Yenice, Çavundur, Yaka-Eymür, Ördekçi, Fakihler, Salur, Çeltükci, Armutlu ve (adı tashihen Sertme olarak da geçen) Sürütme’dir. Nedense Yer Dizinleri’nde belirtildikleri hâlde diğer 20 köy -ki Tuna-şâh bunlardan sadece birisi- 438 numaralı Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri’ndeki Hamid Livâsı Haritası’nda yer almamaktadır.
Buna göre; Akçakal’a, Bilcüğez, Çarık, Çökiler, Saraycık, İgdir, İmacık, Kovacık, Kullar, Sollar, Selendi, Tunâ-şah, orvas, Uşak-Eymür, Karkın, Kürtün, Yağcı, Kaplan, Kuruca-İbik, Nekid, Lodre, Yaka olmak üzere 20 köy ile Havludan İncürü Bağçesi ve Yağ-Eteği Bağçesi olmak üzere 24 yerleşim yeri, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün yayını olan H. 937 (1530) Tarihli Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri’ndeki haritada görünmüyorlar. Halbuki haritada gösterilmeyen bu köyler yer dizinlerinde mevcutlar.
Böcüzade S.Sami ise 1899 yılı itibariyle Şarkikaraağaç’ın köylerini; “Kasabanın dört bir yanında hepsi de birer, ikişer saat uzaklıkta olan Zengibar, Suvar, Çarıksaray, Uğraş, Aslandoğmuş, Köprü, Vakıfdinek, Alevidinek, Çaltı, Beyköyü, Urak, Nudra, Viranköy, Çavundur, Yakaemir, Ördekçi, Donarşa, Selendi, Salur, Fakihler, Çelenk, Armutlu, Belceğez, Ayas, Sürütme, Karayaka köyleri bulunmaktadır. Bu köylerin bazılarında akarsu, bağ ve bağçe vardır” diyerek böyle sıralıyor. (307)
Bu ifadeler dolayısıyla bugün adı Zengiler olan karye esasen Zengibar olduğu gibi, Arak adının geldiği karye ismi Urak imiş. 1899’da Tunâ-şah adını Donarşa’ya bırakırken, Fakılar’ın halâ Fakihler olarak anılması da çok manidardır. Mezkur yıllarda köy olarak adı okunan Selendi ise diğer köylere taşındığından bugün bir mevki olarak bilinmektedir.
Çelenk’ten kasıtsa Çeltik’tir. Halbuki Çeltek tarihinin hiçbir safhasında; Çeltik ve Çeltükci adlarının dışında başka bir ad almamıştır. Bunu da burada özellikle belirtelim.
|